"And I have found both freedom and safety in my madness, the freedom of loneliness and the safety from being understood, for those who understand us enslave something in us. But let me not be too proud of my safety. Even a Thief in a jail is safe from another thief. "

Khalil Gibran (How I Became a Madman)

Lübnan Marunîleri / Yasin Atlıoğlu

NEWS AND ARTICLES / HABERLER VE MAKALELER

Friday, July 28, 2006

Bilal: Syrians and Lebanese Are one Family

SOURCE: SANA
The Syrians and Lebanese are one family that will accept no one to separate them, Syria's Information Minister Said Thursday.

" Those who are suggesting spreading an international force on the Lebanese-Syrian borders forget the existing strong fraternal ties linking the two sisterly countries and peoples and that neither the Syrians nor the Lebanese would accept that." Mohsen Bilal told the German Television ZDF.

He denied as " baseless" the allegations on Iranian weapons to pass by Syria to Hizbollah Party, reiterating Syria's stand by the National resistance in Lebanon and Palestine to confront the Israeli occupation.

" Syria offers every possible aid to the Lebanese to surpass the horrible impacts of the savage Israeli aggression on Lebanon.'' Bilal concluded.

Wednesday, July 19, 2006

Ortadoğu toz duman: Gerginlik Lübnan’a sıçradı

Kaynak: Salom Gazetesi

Filistinli teröristlerin İsrail Güvenlik Duvarı’nı bir tünelle aşarak, İsrail Ordusu’na saldırı düzenlemesi ve bir İsrail askerini kaçırması ile başlayan gerginlik, benzer bir saldırının İsrail’in kuzeyinde Hizbullah tarafından gerçekleştirilmesiyle yeni bir boyuta ulaştı. Saldırıların ardından İsrail hem Gazze’ye girerek çeşitli operasyonlar düzenledi hem de Lübnan’daki Hizbullah hedeflerini bombaladı

12 Temmuz Çarşamba günü, iki İsrail askerinin kaçırılması ile sonuçlanan Hizbullah saldırısının hemen ardından İsrail, örgüte yönelik bir harekat için Güney Lübnan’da operasyona başladı. Operasyon 2000 yılında Güney Lübnan’daki birliklerini geri çeken İsrail’in Hizbullah örgütüne yönelik son yıllardaki en sert saldırısı olarak tanımlanıyor.

Hava, deniz ve karadan sürdürülen operasyonlarda hedef, bölgedeki Hizbullah’a ait binaları ve silah depolarını ortadan kaldırmak. Operasyonun altıncı gününde 200’den fazla sivil Lübnanlının hayatını kaybetmesi ise dünya kamuoyunda büyük üzüntü yaratıyor.

İsrail’in operasyonuna roket saldırıları ile cevap veren Hizbullah, geçtiğimiz hafta boyunca İsrail’in kuzeyindeki bölgeleri hedef alarak 24 İsraillinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Hizbullah roketleri şu ana kadar Hayfa-Nazaret çizgisine kadar ulaşarak, kuzey bölgelerinde can kaybına yol açtı. İsrail’in kuzeyinde yaşayanlar günlerini sığınaklarda geçirirken, Lübnan’ın güneyinde yaşayan sivil halk da ülkenin kuzeyine doğru çekiliyor. Ülkedeki havaalanları ve köprüler de hasar gördüğü için Lübnan’da bulunan yabancılar ülkeyi terk etmekte zorluk çekiyor.
İsrail’in Hizbullah’ı ortadan kaldırmaya yönelik operasyonunda, örgütün yönetim binaları ve silah depolarının yanı sıra, Güney Lübnan sınırından İsrail içine gönderilen roket bataryaları da temizleniyor. Başta 35ᆼ km menzili ile Kuzey İsrail’ı vurma yeteneğine sahip Ra’ad bataryalarını hedef alan İsrail Hava Kuvvetleri, operasyonun başından beri 130 roket bataryasını ortadan kaldırdı. Ra’ad füzeleri İran tarafından geliştirilmiş yeni nesil silahlar olarak tanımlanıyor ve geçmişte terör örgütlerinin sınırdan İsrail’i vurmak için kullandıkları Kassam füzelerine göre hasar verme gücü daha yüksek.

Bu arada İsrail Ordusu’ndan yapılan resmi açıklamaya gore; geçtiğimiz pazartesi günü Güney Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik düzenlenen saldırılarda, İran yapımı uzun menzilli 10 adet roket bataryasının ortadan kaldırıldığı belirtildi. Yetkililer, roketleri Hizbullah’a ait bir aracın içinde henüz ateşlenmeye hazır değilken, etkisiz hale getirdiklerini açıkladılar. İran tarafından geliştiren Zilzal adı verilen söz konusu roketler, sahip olduğu 200 km menzille Güney Lübnan’dan ateşlendiğinde, sınırdan 120 km içerideki Tel-Aviv’i vurma gücüne sahip. Zilzal roketlerine yönelik saldırı Lübnan televizyonunda da yayınlanırken, olay sırasında meydana gelen patlama İsrail Hava Kuvvetlerine ait bir Fᆤ’nın düşmesi şeklinde yorumlanmıştı.

Hizbullah’ın roket saldırılarında şu ana kadar İsrail’in 40 km içine kadar ulaşıldı. Örgütün lideri Nasrallah, olayın üzerine bir açıklama yayınlayarak, ellerinde daha fazla miktarda uzun menzilli roket olduğunu ve istedikleri zaman İsrail içindeki herhangi bir hedefi vurmak için kullanabilecekleri tehdidinde bulundu. İsrail istihbarat birimleri, 1996 yılında Güney Lübnan’da Hizbullah’a yönelik gerçekleştirdikleri operasyonun ardından geçen 10 yıllık sürede örgütün en az 10 bin roket bataryasını bu bölgeye yığdığını tahmin ediyor.

Hizbullah tarafından kullanılan yeni teknoloji roketlerin İran yapımı olması, Suriye gibi İran’ı da bu krizin içine çekiyor. İranlı yetkililer İsrail’in Lübnan operasyonuna ilişkin olarak geri planda kalmayı tercih ederken, İsrail’in saldırılarını Suriye’ye kaydırması durumunda kendilerinin de içinde yer alacağı bölgesel bir savaş çıkacağı uyarısında bulundu.

Gerek askeri, gerekse siyasi kanallardan yıllarca Lübnan’ı yöneten Suriye de doğal olarak yaşanan gerginliğin içinde yer alıyor.

Ortadoğu’nun talihsiz ülkesi Lübnan

Lübnan’ın güzelliği ile dillere destan başkenti Beyrut, yakın tarih boyunca yıkımın, işgallerin ve çatışmaların şehri olarak defalarca yara aldı.
Lübnan, 1975񮖖 yılları arasında yaşanan iç savaş nedeniyle oldukça zor zamanlar geçirdi. 90 yılında iç savaşın bitmesine yardımcı olan Suriye ,1976 yılından itibaren ordusunu istihbarat ve ekonomik çıkarlar için Lübnan’da bulunduruyordu. Ülkenin dış politikasına olduğu kadar iç işlerine de karışan Suriye, 1989 yılında imzalanan Taif Anlaşması uyarınca askerlerini Lübnan’dan çekmeyi taahhüt etmiş olsa da, geri çekilme Nisan 2005 tarihine kadar gerçekleşmedi. Suriye, BM’in yıllarca askeri gücünü Lübnan’dan çekmesi yönündeki baskılarına direndi. Son olarak Şubat 2005’te ülkenin Suriye karşıtı eski Başbakanı Hariri’ye düzenlenen suikastte suçlu konumuna düşmüş ve aynı yılın Nisan ayında baskılara daha fazla dayanamayarak Lübnan’daki askeri gücüne son vermişti.

Suriye, gerek Lübnan’da fiziksel varlığını sürdürdüğü yıllarda, gerekse ülkeden çekildikten sonra Hizbullah’ın en önemli destekçisi olarak tanınıyor.
Güney Lübnan’ı kontrol altında tutan Hizbullah, Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesinin ardından bu ülkede gerçekleştirilen ilk bağımsız seçimlerde, azınlık grubu ile Lübnan meclisine girmeyi başardı ve şu anda 12 milletvekili ile temsil ediliyor.

Hizbullah, 80’lerin başında İran’dan gelen maddi destek ile kuruldu. Kuruluş amacı Lübnan’daki İsrail işgaline karşı direniş sağlamaktı. 2000 yılında İsrail, güçlerini Lübnan’dan çekerek işgale son verirken, Hizbullah, başta BM olmak üzere tüm uluslararası baskıya rağmen askeri gücünü dağıtmadı ve Lübnan Ordusu’nun bir parçası olma önerilerini reddetti. Örgütün kullandığı silahların İran yapımı olması, Hizbullah’ın İran desteğinin 80’lerde olduğu gibi sürdüğünü gösteriyor. İran-Hizbullah ilişkisinin, Şam üzerinden devam ettiği tahmin ediliyor.

Wednesday, July 12, 2006

Syria bars civil society activists from travel

SOURCE: Arabic News
Syrian authorities have amplified theircrackdown against civil society activists, arbitrarily restricting severalof them from leaving the country, Human Rights Watch said today.
Those most recently denied the right to leave Syria include: RadwanZiadeh, director of the Damascus Centre for Human Rights Studies; SuheirAtassi, head of the Jamal al-Atassi Forum for Democratic Dialogue, whichSyrian authorities shut down last year; Walid al-Bunni, a physician whohelped found the Committees for the Revival of Civil Society; and Samaral-Labwani, the wife of jailed human rights activist Kamal al-Labwani.
"These travel bans are a crude attempt to prevent Syrian civil societyactivists from interacting with the outside world," said Joe Stork, deputydirector of the Middle East and North Africa division at Human Rights Watch."Shy of putting these activists in jail, the Syrian government is insteadputting them under a type of national house arrest."
Ziadeh was traveling from Damascus to Amman on June 26 when Syrian securityforces at the border prevented him from leaving the country. They did notexplain the reason for the travel ban but indicated that the GeneralIntelligence Agency (al-Mukhabarat al-`Ama) had issued the order and thatZiadeh had to report to them. He was on his way to participate in aninternational conference on human rights and criminal justice organized bythe Amman Centre for Human Rights Studies.
Following the ban imposed on Ziadeh, three other civil society activistslearned that the government also had issued orders banning them fromtraveling. Suheir Atassi was scheduled to leave Syria on July 2 for a 10-dayvisit to France after receiving a scholarship from the French government forher activities as a youth leader. The immigration authorities informed herthat the Palestine Branch of Military Intelligence had issued the orderrestricting her travel. The Palestine Branch houses a prison that thegovernment uses to jail a number of political activists.
The government had released Walid al-Bunni from jail in January 2006 afterhe served five years for his involvement in the "Damascus Spring" movementin 2001. The Damascus Spring was a period of intense political and socialdebate in Syria, which started after the death of President Hafez al-Asad inJune 2000 and continued until the government suppressed these activities inthe fall of 2001. For the first time since 1989, al-Bunni was able to obtaina passport, and was hoping to travel to Saudi Arabia to visit relatives andto Greece to attend a conference. He learned that it was the GeneralIntelligence Agency (al-Mukhabarat al-`Ama) that had issued the orderbanning him from travel.
Immigration authorities informed Samar Labwani at the Lebanese border thatthe General Intelligence Agency (al-Mukhabarat al-`Ama) had issued ordersbanning her from traveling. They did not inform her of the reasons for theban. Syrian security agents have detained her husband, the activistKamal al-Labwani, since November 8, 2005. Labwani has been charged,amongst other things, with contacting a foreign state with the intent ofinitiating aggression against Syria. His trial resumes on July 16.
Under international law, everyone is free to leave his or her country. TheInternational Covenant on Civil and Political Rights, to which Syria is astate party, bars states from restricting someone's right to leave thecountry, except when the given restrictions are prescribed by law and are"necessary to protect national security, public order, public health ormorals or the rights and freedoms of others," and are consistent with theother rights recognized in that treaty. Syrian security agents have issuedtravel bans in Syria without any explanation and without any judicial basis.

Thursday, June 15, 2006

Hariri soruşturması uzatıldı

Kaynak: BBC Turkce
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Lübnan eski başbakanı Refik Hariri'nin suikastiyle ilgili soruşturmanın bir yıl daha uzatılmasına oybirliğiyle karar verdi.

Serge Brammertz başkanlığındaki BM heyeti, Şubat 2005'te Beyrut'ta düzenlenen suikast hakkında soruşturmalar yürütüyordu.

Saldırıda, Hariri dışında 22 kişi daha ölmüştü.

Birleşmiş Milletler, ayrıca Lübnan yetkililerine 14 diğer bombalı saldırı hakkında yürütülen soruşturmalarda kullanılmak üzere Lübnanlı yetkililere teknik yardım sunacağını açıkladı.
Brammertz , dün Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporda, bu saldırılar ile Hariri suikasti arasında analitik bağlantılar bulunduğunu söylemişti.

Birleşmiş Milletler avukatları da, BM ve Lübnan tarafından onaylanması halinde bir uluslararası mahkeme kurulmasına imkân verecek bir tasarı hazırlıyor.

Belçikalı savcı Serge Brammertz, BM soruşturma heyetinin başkanlığına bu yıl başında atanmıştı.

Soruşturmayla ilgili olarak, Suriye lideri Beşar Esad'la görüşmüş ve Birleşmiş Milletler'e sunduğu ilk raporunda Suriye'nin kendileriyle hemen her alanda işbirliği yaptığını bildirmişti.
Soruşturmada umduklarından daha fazla ilerleme kaydettiklerini belirten Brammertz başarılı olmaları için Suriye'nin işbirliğinin yaşamsal önem taşıdığını söylemişti.

Better for Syria (Sami Moubayed- Al-Ahram Weekly)

Suriye'de saldırı girişimi

Kaynak: BBC Turkish

Suriye resmi haber ajansı SANA, devlet radyo-televizyonu yakınlarındaki bir binaya yönelik saldırı girişiminin engellendiğini, iki saldırgan ve bir güvenlik görevlisinin öldüğünü duyurdu.

SANA'nın haberinde, "terörist" olarak nitelenen saldırganlardan üç kişinin de gözaltına alındığı bildirildi.

Associated Press'e açıklama yapan Suriyeli bir yetkili ise, Suriye güvenlik güçlerinin operasyonunda 4 saldırganın öldüğünü, ikisinin de yaralandığını belirtti.
Devlet radyo-televizyonu genel müdürü Fayez al-Sayegh, sabah saatlerinde silahlı bir grubun, Şam'ın merkezinde yer alan binalarının yakınındaki terk edilmiş bir apartmana saldırı girişiminde bulunduğunu söyledi.

Suriyeli yetkili, operasyonda bir güvenlik görevlisinin de hayatını kaybettiğini, 4 saldırganın da gözaltına alındığını bildirdi.

Saldgırganların tümünün Suriyeli olduğu açıklandı. Yetkililer şimdi saldırganların, daha önce Suriye güvenlik güçleri ile birçok kez çatışan Cünd el-Şam adlı İslami gruba üye olup olmadığını araştırıyor.

Afganistan'da, Suriye, Filistin ve Ürdünlü militanlar tarafından kurulan örgütün, El Kaide'nin Irak'taki lideri olarak bilinen Ebu Musab ez Zerkavi ile de bağlantısı olduğu belirtiliyor.

Suriye güvenlik güçleri Mart ayında, örgütün en etkili isimlerinden biri olarak bilinen Muhammed Ali Nasif'i öldürmüştü.