"And I have found both freedom and safety in my madness, the freedom of loneliness and the safety from being understood, for those who understand us enslave something in us. But let me not be too proud of my safety. Even a Thief in a jail is safe from another thief. "

Khalil Gibran (How I Became a Madman)

Lübnan Marunîleri / Yasin Atlıoğlu

NEWS AND ARTICLES / HABERLER VE MAKALELER

Sunday, June 03, 2012

El-Esad: Tanık Olduğumuz Dakik Durum Daha Fazla Cesur Sert ve Sorumlu Olmamızı Gerektiriyor- SANA Türkçe


ŞAM – Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad; Suriye'nin tanık olduğu bu dakik koşullar içinde bizlerden daha fazla cesaret, sertlik ve sorumluluk üstlenmemizi gerektirdiğini söyledi.

Halk Meclisinin 1. Yasama Döneminin başlaması münasebetiyle mecliste bugün yaptığı konuşmanın başında Cumhurbaşkanı el-Esad; asker ve sivil vatandaşlardan şehit gidenlerin ruhlarına saygı ve takdirlerini ifade ederken, şehit kanlarının heder olmayacağını ifade etti.

Halk Meclisinin denetleme ve yasamada üstüne düşen misyonu en uygun şekilde yerine getirmesi için gelişmelere ilişkin net bir vizyona sahip olmasını gerektirdiğine dikkat çeken el-Esad; bu vizyonun yapıcı diyalog ve vatandaşlarla sıkı bir iletişim içinde olma faktörlerinden oluştuğunu söyledi. El-Esad; Meclisin denetleme misyonuna odaklanmasının, yürütme otoritesiyle ortaklığı gerektirdiğini ekledi.

Cumhurbaşkanı el- Esad; reformlar aracılığı ile Suriye'ye yönelik yürütülen saldırının büyük bir bölümüne karşı koymakla birlikte uluslararası ve bölgesel açgözlülük önünde sağlam bir duvar örmenin mümkün olduğuna vurgu yaptı.

Suriye halkının oldukça zor ulusal sınavların üstesinden gelmede gayet üstün bir performans sergilediğine dikkat çeken el-Esad; devletin bu halkın ideallerini gerçekleştirme düzeyine gelmesinin gerektiğini ifade ederek bunun halkın hakkı olduğunu ifade etti...

http://sana.sy/tur/236/2012/06/03/423125.htm

Syrian Tribal Networks and their Implications for the Syrian Uprising- Jamestown Foundation

Sunni Arab tribalism has a significant socio-cultural, political, and security impact on the current uprising in Syria, with strong implications for post-Assad governance formation. Tribalism has fueled unrest throughout Syria, including in places such as Dera’a, where mass opposition demonstrations began on March 15, 2011, in the eastern city of Deir al-Zor on the Euphrates River, and in the suburbs of Homs and Damascus, where some of the fiercest combat between the Syrian military and armed opposition groups has occurred. Millions of rural and urban Syrians express an active tribal identity and tribal affiliation is used extensively to mobilize the political and armed opposition against the Assad government as well as to organize paramilitary forces in support of the Syrian regime. Both the Syrian opposition and the Assad government recognize the political importance of the tribal networks that cross Syria and extend into neighboring countries. As a result, the support of Syria’s tribes is a strategic goal for both the Syrian government and the Syrian opposition.
 
Tribal Networks – The Social Demographic Impact of Tribalism in Syria
The Syrian Ba’ath Party has traditionally sought to undermine the independence of the country’s tribes through intimidation, infiltration, and dependence. These aggressive policies continued under the Assad government and were exacerbated by decades of economic stagnation and the near total collapse of the rural economy of regions in southern and eastern Syria due to drought, corrupt use of water resources and mismanagement of croplands where many tribesmen resided (Jadaliyya, February 16). In spite of these severe difficulties, tribal networks in Syria are, ironically, better equipped at present to influence the opposition against the Assad government than at any other point in Syria’s modern history.

Over the last several decades, relationships between different tribes have been strengthened by the mutual difficulties that all Syrian tribesmen face, and by a shared bond of kinship and a common Arab-Bedouin heritage that differentiates tribesmen from the ruling Assad family that usurped the power of the Syrian Ba’ath Party. [1] The economic disaster facing tribal youth, combined with the political pressure that is constantly applied by the Assad government, caused Syrian tribes to look to each other for mutual help and support. The traditional vertical authority of the shaykhs over the rest of their tribesmen weakened over time, causing decision-making authority to extend beyond one person (or family) in a specific tribal lineage to mutually supporting individuals in a wider network of tribes. [2] Under coercion from the state, many tribal shaykhs were forced to leave their traditional areas to live quietly in Damascus or Aleppo, or left Syria entirely, becoming remote figures from the perspective of their tribesmen. Without revenues, they became unable to provide for the essential needs of their tribes, particularly during the most recent drought that began in 2003 and lasted through the rest of the decade.
The result is a series of horizontal, activist networks of mainly young and economically displaced tribesmen residing in Syria’s most restive cities who have adopted an inter-tribal identity that champions the importance of their shared tribal cultural background and dissatisfaction with their economic and political marginalization in what they view as a corrupt, repressive state. The torture and subsequent death of tribal youth in Dera’a by agents of the regime, as in other regions of the country such as Deir al-Zor and the suburbs of Homs, Aleppo, and Damascus, makes such agents of the government the target of retributive violence by aggrieved tribesmen, codified under ‘urf, or customary tribal law. With the recent evolution of tribal social networks, murdered al-Zoubi tribesmen are mourned for and revenged not only by their tribal kinsmen in Dera’a, but also by networks of tribal peers, such as the Shammar who recently migrated to Dera’a from the north in large numbers. Two of the most famous opposition martyrs in Dera’a in the opening months of the uprising, Hasan al-Shammari and Hamza Khateeb, were tribal youth who were part of these activist networks. [3]...

http://www.jamestown.org/single/?no_cache=1&tx_ttnews[tt_news]=39452&tx_ttnews[backPid]=7&cHash=6eb5ba9e9174933b50b9e74a05055a49

Hula faciasına giden yoldaki fecaat (Fehim Taştekin- Radikal)

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1089853&CategoryID=100

Türkiye'deki askeri kamp ve Suriyeli silahlı gruplar (İsa Eren-YDH)


YDH-Gazeteci İsa Eren, Türkiye’ye mülteci olarak gelen Suriyeli silahlı milisleri ve onların örgütlenme ve lojistik sağlama şartlarını Yakın Doğu Haber için araştırdı.
Suriye'de Silahlı Mücadele
Suriye sınırında yaptığımız araştırma gezimizin ikinci aşamasında, Suriyeli muhaliflerin askeri kanadını oluşturan Özgür Suriye Ordusu ve selefi-cihadi grupları mercek altına aldık. Hatay'da bir araya geldiğimiz Suriyeli muhalif ve milislerle, Özgür Suriye Ordusu'nu ve selefi-cihadi grupların Suriye'deki eylemlerini konuştuk.
Apaydın Askeri Çadır Kenti
Suriye Ordusu'ndan ayrılarak Türkiye'ye sığınan subay ve askerler, bir süre geçici kamplarda yaşadıktan sonra Suriye sınırına 3 kilometre mesafedeki Apaydın köyüne kurulan kampa yerleştirilmişler. Apaydın kampında 575 barınma çadırı, 17 genel maksatlı çadır, 22 WC/banyo konteynırı, 400 battaniye, 170 yatak bulunuyor. Genel maksatlı çadırlar, diğer kamplarda olduğu gibi televizyon, mescit, toplantı vb amaçlar için kullanılıyor. Apaydın kampında diğer kampların aksine güvenlik tedbirleri daha üst düzeyde tutuluyor. Mesela yemek, diğer kampların aksine Apaydın kampına dışarıdan getirilmiyor; bu kamptaki yemekler kamp içerisinde pişiriliyor. Diğer kamplarda ise mültecilerin yemek ihtiyacı, anlaşmalı yemek fabrikaları aracılığıyla karşılanıyor.
Kamplarda kalan mültecilerin tepkileri sadece Ulusal Konsey’le sınırlı değil, görüştüğümüz mülteciler, Suriyeli asker ve subayların, ülkelerinde kalarak rejim güçlerine karşı savaşmak yerine kampta günlerini gün ettiklerini öne sürüyorlar. Bu tepki zaman zaman dışa da yansıyor. Örneğin Boynuyoğun kampındaki Suriyeli sivil mülteciler, kendi kamplarından çıkarak Apaydın’daki Özgür Suriye Ordusu liderlerinin kaldığı kampa doğru protesto yürüyüşü düzenlediler.
Mülteci kamplarında ve kamp dışında görüştüğümüz Suriyeliler, Özgür Suriye Ordusu'nun bir tabela örgütü olduğunda ittifak halindeler. Özgür Suriye Ordusu Komutanı Riyad Es'ad, ordudan ayrılan askerlerin sayısının 70 bini bulduğunu iddia ederken, ordudan ayrılarak Özgür Suriye Ordusu'na katılan askerlerin sayısının gerçeği yansıtmadığını söylüyorlar. Onlara göre “çünkü Suriye Ordusu'nda çok sayıda sünni asker olmasına rağmen hala, onlar ordudan ayrılmış değil.” Sünni askerlerin ordudan ayrılması kadar ayrılmaması da zor bir karar. Ordudan ayrılması halinde rejim güçlerinin ordudan ayrılmaması halinde ise silahlı grupların saldırısına maruz kalabiliyorlar. Örneğin bize açıklamada bulunan bir kaynağın bildirdiğine göre Suriye Ordusu içerisindeki bir sünni asker, bulunduğu birlikteki bir grup askerin ordudan ayrılma kararına uymadığı için kurşunlanarak öldürüldü.
Muhaliflere göre, 600 bin kişiden oluşan Suriye ordusunda subayların çoğunluğu alevilerden, erlerin çoğunluğu ise sünnilerden oluşuyor. Bununla birlikte ordudaki, üst düzey komutanlar arasında daha sonra muhaliflere katılan Tuğgeneral Mustafa eş-Şeyh ve Albay Riyad Es'ad gibi Sünniler de bulunuyor.
Antakya'da, Suriye'deki ayaklanmanın askeri seyrine ilişkin olarak bilgisine başvurduğumuz “selefi-cihadi gruba” mensup “F.” adlı bir Suriyeli, Suriye Ordusu'nda subay ve askerlere dini baskının olduğunu söyledi. Ona göre Suriye ordusundaki subaylar içki içmeye teşvik ediliyor ve namaz kılmaları engelleniyor. Böylesi bir ordudan ayrılan üst düzey subaylara aslında pek de güvenmediklerini belirten “F.” bununla birlikte ordudan ayrılan askerlerden bazılarının sakal bırakmalarının ve operasyon öncesi tekbir getirmelerinin, kendileri açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade ediyor ve Hums'taki Halid Bin Velid Tugayları Komutanı Abdurrazak Talas’ı, örnek olarak gösteriyor...

http://ydh.com.tr/HD10254_turkiye-deki-askeri-kamp-ve-suriyeli-silahli-gruplar.html

1. Yılında Türkiye’deki Suriyeli mülteci gerçeği- YDH


YDH-Gazeteci İsa Eren, Türkiye’ye gelişleri bir yılını dolduran Suriyeli mültecilerin kaldığı kampları ve Türkiye’deki Suriyeli mülteci gerçeğini Yakın Doğu Haber için araştırdı.
Suriye'de 15 aydır rejim muhalifleriyle Suriye güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Mirsat adlı insan hakları örgütünün verilerine göre çatışmalarda şu ana kadar 9339 sivil, 3159 güvenlik görevlisi ve 765 tane de Suriye ordusundan ayrılıp muhaliflere katılan subay ve asker öldü.
Suriye güvenlik güçleriyle silahlı gruplar arasında yaşanan silahlı çatışma, komşu ülkelere mülteci akınını başlattı. Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Irak, Suriyeli mültecilerin sığındığı ülkeler arasında yer aldı. BM verilerine göre Ürdün'de kayıtlı mülteci sayısı 22500 olup, mültecilerin yüzde 50'den fazlası Humus'tan, yüzde 27'si ise Dera'dan geldi. Yine BM kaynaklarının bildirdiğine göre Lübnan'da 26 binden fazla Suriyeli mülteci bulunuyor. Lübnan'daki mültecilerin çoğunluğu ise yine Humus şehrinden geldi. Aynı kaynaklara göre Irak'ın Kürdistan bölgesindeki mülteci sayısı 5 bine ulaştı.
Türkiye'de ise her ne kadar kamplardan Suriye’ye ve Suriye’den kamplara sürekli bir gidiş geliş olsa da, resmi yetkililer, şu an Türkiye'de 25 bin mültecinin bulunduğunu ifade ediyor. Türkiye, Suriye'de yaşanan krizi bir iç sorun olarak niteledi ve yaşanan süreçte aktif bir rol oynadı. Türk yetkililerin Suriye’de yaşananları bir “iç sorun” olarak nitelemesinde iki taraf arasındaki sınırın uzunluğu en önemli argümanlardan birini oluşturuyordu. Türkiye hükümeti, 877 km sınırı olan Suriye'den gelen mültecilere sınırlarını kapatmayacağını açıkladı.
Sınır bölgesindeki hareketliliği yerinde gözlemlemek için İslahiye, Kilis ve Hatay'a yaptığımız araştırma gezisinde, Türkiye’nin Suriye sınırında karşılıklı geçişlere herhangi bir güvenlik engeli çıkarmadığını gözlemledik. Yani Suriye’den Türkiye’ye gelen mültecilerin de, Türkiye’deki mülteci kamplarında bir süre kaldıktan sonra savaşmak için geri dönen Suriyelilerin de sınırlarda herhangi bir sorunla karşılaşmadan rahatça hareket edebildiğine tanık olduk...

http://ydh.com.tr/HD10253_1--yilinda-turkiyedeki-suriyeli-multeci-gercegi.html

THE HOULA MASSACRE: Opposition Terrorists "Killed Families Loyal to the Government" (Marat Musin- Global Research)

This incisive report by independent Russian journalist Marat Musin dispels the lies and fabrications of the Western media.

The report is based on a chronology of events as well as eyewitness accounts. Entire pro-government families in Houla were massacred. The terrorists were not pro-government shabbiha militia as conveyed, in chorus, by the mainstream media, they were in large part mercenaries and professional killers operating under the auspices of the self-proclaimed Free Syrian Army (FSA):

"When the rebels seized the lower checkpoint in the center of town and located next to the local police department, they began to sweep all the families loyal to the authorities in neighboring houses, including the elderly, women and children.

Several families of the Al-Sayed were killed, including 20 young children and the family of Abdul Razak. The people were killed with knives and shot at point blank range.

Then they presented the murdered [corpses] to the UN and the international community as victims of bombings by the Syrian army, something that was not verified by any marks on their bodies."

We call on our readers to forward this report far and wide, post it on facebook. .

The massacre in Houla is being blamed on the Syrian government without a shred of evidence. The objective is not only to isolate Syria politically and economically, but to develop a pretext and a justification for waging an R2P humanitarian war on Syria.

The US Ambassador to the United Nations Susan Rice has hinted that if the Security Council does not act, the US and its allies may consider "taking actions outside of the Annan plan and the authority of the [UN Security] Council.”

This report by Marat Musin confirms that crimes against humanity are being committed by terrorist militia.
It is essential to reverse the tide of war propaganda which uses civilian deaths as a pretext to wage war, when those killings of civilians were carried out not by government forces but by professional terrorists operating under the helm of the US-NATO sponsored Free Syrian Army...

http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&aid=31184

Lübnan’da çatışmalar yeniden başladı- YDH

YDH- Birkaç haftalık bir sükunetten sonra Lübnan’ın kuzeyindeki silahlı çatışmaların yeniden başladığı bildirildi.
Lübnan basını, ülkenin kuzeyindeki çatışmaların yeniden başladığını belirterek dün gece Suriye yanlıları ile karşıtları arasında yaşanan çatışmalarda iki kişinin yaralandığını bildirdi.
Ulaşan haberlere göre Lübnan’ın kuzeyindeki Trablus kentine bağlı Sünnilerin yaşadığı Babu’t- Tebbane ile Alevilerin yaşadığı Cebel Muhsin sakinleri arasında yaşanan çatışmaların aralıklarla sabaha kadar sürdü, Lübnan ordusu ise çatışmaları önlemek için müdahalede bulundu...

http://ydh.com.tr/HD10252_lubnanda-catismalar-yeniden-basladi.html

Saturday, June 02, 2012

Demokrasi ve İnsan Haklarıyla Bağdaşmayan Bir Adım Daha- SANA Türkçe


DOHA – Suriye ve halkına yönelik düşmancı çabaları çerçevesinde Arap Ligi Kurulu bugün; Arabsat ve Nilesat uyduları idarelerinden Suriyeli uydu kanallarının yayınlarına son vermeyi talep etti.

Kurul başkanı Kuveyt Dışişleri Bakanı Subah el-Halid el-Subah bugün Doha’da düzenlediği basın toplantısında; kurul kararının Arabsat Uydu idaresi ve Mısırlı bir şirket olan Nilesat Uydusu idaresinden Suriyeli resmi ve özel uydu kanallarının yayınlarına son vermek için gerekli icraatları almayı talep ettiğini açıkladı.

Arap Ligi bu adımıyla; demokrasi, özgürlük ve insan haklarına ciddi bir ihlal teşkil etmesiyle; hak ve hukuklarını savunduğunu iddia ettiği Suriye halkının en doğal ve meşru hakkını gasp ederek sesini yok etmeyi hedeflemiş sayılmaktadır.

http://sana.sy/tur/236/2012/06/02/423030.htm

Hula Katliamını Kim Yaptı?! (Banu AVAR- Güncel Medya)

Global Research sitesinde Marat Musin imzalı detaylı bir rapor yayınlandı ve HULA KATLİAMININ gerçek yüzü açıklandı.

Rapora göre, Hula’da Esad’ı destekleyen tüm aileler katledildi. Katliami, CIA tetikçileri, Özgür Surtiye Ordusu adlı terör grubu ve küresel çetelere çalışan profesyonel askerler gerçekleştirdi. Marat Musin bölgede bulunan diğer gazetecilerle birlikte olayın olduğu günü onlarca görgü tanığından dinledi… Özgür Suriye ordusu ve diğer tetikçilerin olayların başlangıcındaki bazı şiddet eylemlerine bizzat şahit oldu..

Küresel medya ve Türkiye'deki uzantıları tarafından, Suriye hükümeti tarafından yapıldığı iddia edilen KATLİAMda onlarca çocuk, yaşlı ve kadın bıçakla ve yakın mesafeden ateş edilerek öldürülmüştü.. ‘Uluslararası camia’ denilen kan tacirleri ve onlara bağlı medya katliamı Suriye hükümetine yıktı! Amaç Suriye’nin işgali için yeni bir ‘bahane’ yaratmaktı.

Marat Musin raporunda 25 Mayıs'ta öğleden sonra 2'de Humus’un Hula kasabasına 700 civarında teröristin saldırdığını sağ kalan görgü tanıklarına ve askerlere dayanarak yazdı..

Raporundan bazı bölümleri sunuyoruz:
    ‘25-30 bin kişi nüfusa sahip 3 köyden oluşan Hula Özgür Suriye Ordusu’na bağlı terör gruplarınca ve yerel silahlı çetelerce sarıldı. Çoğu Ar-rastan adlı bölgeden geldi.. Bu bölge uzun zamandır Lübnanlı vahabi terör grupları elinde bulunuyor.

    Suriye karşıtı ‘Gelecek Hareketi’ ni para ve silahla Said Hariri destekliyor.

    ‘Hula katliamı ardından yapılan BM gözlemlerinde, bölgede en ufak bir tank ateşi ya da bombalama eylemine ilişkin ize rastlanmamıştır.’

    ‘Kofi Annan’ın bölgeyi ziyareti öncesi de 49 asker , kadın ve çocuk katledilerek aynı provokasyon yapılmıştı. Cesetlerin daha önce kaçırılan Alevilere ait olduğu saptanmış ve provokasyon ortaya çıkmıştı. Hula katliamında da katledilenlerin tümü hükümet yanlısı ailelerdir’...

    http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/index.php?option=com_content&view=article&id=4068%3Ahula-katliamn-kim-yapt--banu-avar&catid=34%3Abanu-avar&Itemid=277

Syria’s Bashar Assad Hangs Onto Power Despite Turmoil- Here and Now

The revolt against the Syrian regime is now more than a year old and has claimed an estimated 10,000 lives.

This week, international outrage has flared up after reports of more than 100 civilians killed in the village of Houla.

So how has President Bashar Assad been able to hold onto power when other Middle Eastern leaders have fallen?

One reason could be that Assad, and his wife, Asma, still enjoy support across the country from people of all walks of life. They also have support in all of Syria’s religious communities.

But ultimately, economic issues could undermine Assad.

The international community is putting increased pressure on Syria, and the economy is now beginning to fail, which could turn Assad’s supporters into dissenters and damage his ability to maintain power.

http://hereandnow.wbur.org/2012/05/31/assad-syria-rule

Witnesses to al-Houla Massacre: 1 June 2012, Syrian Official Tv Channel- Youtube

Friday, June 01, 2012

Katliamı gerçekten Şam rejimi mi yaptı? (Ümit Özdağ- Yeni Çağ)

Humus yakınlarındaki Hule’de 49’u çocuk, 34’ü kadın 110 sivilin katledilmesi üzerine önce 10 Batı ülkesi sonra Türkiye, Suriye ile diplomatik ilişkilerini tamamen kestiler. Birleşmiş Milletler de bir rapor hazırlayarak katliamda 20 kişinin bomba ile 80’den fazla kişinin ise ateşli silahlar ile yakından taranarak öldürüldüğünü açıklamıştır. BM raporunda katliamın, Hule’ya yakın Taldavu köyündeki Esad yanlısı milislerce yapılmış olması ihtimalinin yüksek olduğu açıklanmıştır. Şam yönetimi ise katliamın El Kaide tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür.

Bundan on sene önce ABD’nin Irak’ta nükleer silah bulunduğu iddiası ile bu ülkeyi işgal ettiğini, dönemin ABD Dışişleri Bakanı’nın Amerikan yönetimi tarafından bu konuda aldatıldığı, sahte belgelerle desteklendiği ve daha sonra ABD Başkanı Bush’un televizyonlara çıkıp Oval Ofis’in dolaplarında kitle imha silahı arayıp bulamadığını unutmayanlar için Hule’de gerçekleşen katliamı Esad yanlıları yapmış olsa dahi sorgulanmadan kabul edilmesi mümkün değil. Lübnan’da Hariri suikastı da önce Şam’a yıkılmış sonra bu iddianın şüpheli olduğu ortaya çıkmıştır...

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=22919

Syria denounces terrorist attack paid by USA- Pravda

Adnan Azzouz, president of the General Federation of Trade Unions of the Syrian Arab Republic sent for CGTB the declaration to the executive bureau of the sister entity, denouncing "the aggression by armed gangs supplied with weapons by the colonialist countries." Terrorist acts were committed against the Syrian people, workers and students in particular, detaching the two bombs that killed 55 people and injured hundreds in Damascus on May 10th.

We share an important document that, once again, witnesses the heroic resistance of workers, the people and Government of Syria to the criminal imperialist interference in that country...

http://english.pravda.ru/hotspots/terror/30-05-2012/121275-syria_terrorist_attack-0/

Suriye, Hula katliamı raporunu yayımladı- Hürriyet



Suriye yönetiminin, hafta sonu Humus'a bağlı Hula kasabasında meydana gelen, 49'u çocuk 108 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyı araştırmak için oluşturduğu komisyon ön raporunu açıkladı. Raporda, Hula'yı ağır silahlarla bastığı ve sayılarının 800'ü bulduğu iddia edilen silahlı gruplar, katliamdan sorumlu tutuldu...

http://www.hurriyet.com.tr/planet/20671139.asp

Almanya, Suriye'ye askeri müdahaleye karşı- Milliyet

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Suriye’ye askeri müdahalede bulunulması yönündeki görüşlere katılmadıklarını ve siyasi bir çözüm bulunmasını istediklerini söyledi.

Westerwelle, "Die Welt" gazetesinde yayınlanan röportajında, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Suriye’ye askeri müdahalede bulunulması yönündeki düşüncelerinin hatırlatılması ve bunun mümkün olup olmadığının sorulması üzerine, "Hollande, bir BM görevi çerçevesinde askeri müdahale seçeneğini tümüyle dışlamadı. Şu anda böyle bir görevin gerçekleşmeyeceğinden hareket etmek durumundayız. Bu nedenle de Alman hükümeti, Suriye’ye askeri müdahalede bulunulması düşüncelerine katılmıyor ve siyasi bir çözüm istiyor" şeklinde konuştu...

http://dunya.milliyet.com.tr/almanya-suriye-ye-askeri-mudahaleye-karsi/dunya/dunyadetay/01.06.2012/1547969/default.htm



Lübnanlıları 'Suriye Devrimcileri' kaçırdı- NTVMSNBC


http://www.ntvmsnbc.com/id/25354472/

Syria: Houran’s Brush With Civil War- Al- Akhbar

This week, the southern province of Sweida in Syria was on the verge of erupting in violence after over a dozen police officers from the area were kidnapped by militants from nearby Daraa.

Sunday is a typical work day in Syria, but last Sunday was anything but typical for 13 police officers from the southern province of Sweida. At 6am, they were kidnapped in the town of Kherba near Sanamein by some gunmen along with the driver of the minibus that takes them to work in the police stations of Daraa.

The event was undoubtedly disconcerting for their loved ones in Sweida given the outcome of similar incidents since the outbreak of protests and violence in Syria last spring. Already, 107 military personnel from the Sweida region have lost their lives in the conflict. Of them, 36 have been killed in Daraa – five in clashes with gunmen and 31 in isolated attacks.

Army officer Neshat Aqel, brother of general Nayef Aqel, was kidnapped and killed alongside two others in the town of al-Maliha. Their “executioners” faulted them for simply being from Sweida, and the video of their execution circulated throughout Syria via mobile phone.

At present, eight soldiers from Sweida are still missing. The countrysides of Aleppo, Hama, and Homs have become “black holes” for the youth of Sweida, such as sergeant Yamen al-Taqqi, who vanished a month and a half ago and has not been heard from since...

http://english.al-akhbar.com/content/syria-houran%E2%80%99s-brush-civil-war

Another Lebanese man kidnapped on Syrian border- Al-Akhbar

Another Lebanese man was kidnapped on the Syrian border on Thursday, Lebanon's National News Agency reported, after protests erupted over further kidnappings on the previous day.

Yehya Muhammad Flyti was reportedly abducted by armed Syrian gunmen near the Lebanese border village of Arsal, NNA added.

Flyti's abduction follows the Wednesday kidnappings of two Lebanese farmers near a border crossing, prompting scores of residents on Thursday to block the road to Syria in protest.

Initial reports had suggested the two men had been detained Wednesday at the border crossing. But the Lebanese state news agency later described the incident as a "kidnapping."...

http://english.al-akhbar.com/content/lebanese-residents-protest-syria-border-kidnapping

Russia will not change stance on Syria: Putin aide- PRESS TV

 
The spokesman of Russian President Vladimir Putin says Moscow will not change its stance toward Syria under “someone’s pressure.”

Dmitry Peskov said on Thursday that Russia’s position regarding the Syrian issue is “well-known… balanced and consistent and completely logical,” according to the Russian Interfax news agency.

“So it is hardly appropriate to talk about this position changing under someone’s pressure.”...

http://www.presstv.ir/detail/2012/05/31/243943/russia-will-not-change-stance-on-syria/

Israel: Al-Qaeda in Syria May Operate Against Us over Time- Al-Manar


The Israeli occupation forces’ Northern District Commander Yair Golan said on Wednesday that Israel is in a constant battle with Iran in various channels, Channel 2 News reported.

In a speech he gave at the Begin-Sadat Center for Strategic Studies at Bar-Ilan University, Golan said, “Iran is here. We are conducting an indirect war against it every day, as we do against Hamas in Gaza and against Hezbollah in Lebanon. Iran's negative influence is very significant to our region and its involvement is seen both here and in Syria.”

Golan warned that the battle being waged in Syria between opponents of the Assad regime and Assad loyalists may have an effect on what is happening in ‘Israel’...

http://www7.almanar.com.lb/english/adetails.php?eid=57389&cid=23&fromval=1&frid=23&seccatid=18&s1=1